Altuntaş Hakkında

1.TARİHİ

Altuntaş Kasabasının kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber,Frikyalılar zamanında kurulduğu tahmin edilmektedir. Altuntaş Kasabasını üç ana başlık altında incelemek gerekmektedir.

  1. a.       Kadı Damı,
  2. b.       Altuntaş,
  3. c.       Gürnes (Görnes) (Kürnas)
  4. a.       Kadı Damı  :  Kasabamızın kuzey batısında bugün tarla olarak kullanılan küçük bir mevkidir. Eskiden burada kadılar oturduğu için ismine kadı damı denildiği sanılmaktadır. Yöre halkı günümüzde de bu bölgeye Kadı Damı demektedir.
  5. b.       Altuntaş     :Kasabanın kuzey doğusunda geniş bir düzlük olup Adiyan çayı üzerindedir. Altuntaş köyü uzun yıllar bu bölgede varlığını sürdürmüştür. Ancak bu bölgede kalıntılar çok azdır. O zamandan kalma birkaç kuyu bulunmaktadır. Altuntaşlıların bu kuyuların içini sıvayarak buğday koydukları anlatılır.

Osmanlılar Öncesi Durumu :

Osmanlılar devrinde Cimri İsyanı ile ilgili olarak Altuntaş’ında ismi geçmektedir. Akşehir tarihi kitabında Anadolu Selçuklu Devleti Tarihi tercümesinden elde edilen sağlam kaynaklar,’Cimri İsyanı’nı şöyle anlatmaktadır. Karamanoğlu Mehmet Bey,3. Gıyaseddin Keyhüsrev ile Sahip Ata Fahrettin Ali’nin İlhanlı Hükümdarı Abaka Han’ın yanında bulunmasından yararlanarak Selçukluların başkenti Konya’yı ele geçirmek istiyordu. Mehmet Bey yüzde yüz başarı sağlamak için Konya’yı Selçuklu hanedanından birinin adına zaptetmek ve bu Selçuklu hanedanını vezir yapmak istiyordu. Bir taraftan da Türkmen kamuoyunu propaganda ile Konya’yı yağmalamaya teşvik etti.

      Avam Pirliği ve başıbozukluğu ile şöhret yapmış bir derviş buldu. Bu dervişi yalancı şahitlerle 2. İzzettin Keykavüs’ün oğlu Siyavuş olduğunu tasdik ettirdi. Konya üzerine yürüdü Konya’nın iç ve dış kalelerini fethetti. İç kaledeki saltanat türbesinde kutsal emanetler arasında saklanan ‘cetr’ ile sancağı çıkararak hükümdarlık merasimiyle Selçuklu saltanatına yerleşti.

      Fenalığından dolayı Cimri denilen Cimri ve Mehmet Bey Sahip Ata Oğullarının Kara Hisar-üd Devle (Afyon) tarafından hazırlandıklarını öğrendiler.Cimri ve Mehmet Bey derme çatma fakat kalabalık bir ordu ile Mayıs 1276’da Afyon’a doğru yola çıktılar.Akşehir- Altıntaş köyü önünde Adiyan çayı kıyısında ordugah kurdular. Cimri ile Vezir Mehmet Bey Akşehir’e kadar gittiler. Adı geçen Altıntaş şimdiki Altuntaş’ın yeri değil kasabanın doğusunda 2 km. mesafedeki Adiyan çayı kıyısındadır. Temel molozlarına orada rastlanmaktadır.

     Afyon tarafından Sahip Ata Oğulları 50 bin akçe gibi çok miktarda para dağıtarak Germiyanoğullarından ve Türkmenlerden topladıkları kuvvetle Değirmen köyü ve Yahsiyan’a (Gölçayır) geldiler. Cimri ve Mehmet Bey’in Altıntaş’ta olduğunu öğrendiler.

          Sahip Ata Oğulları hemen harekete geçerek Altıntaş’a Adiyan çayının batısına geldiler.

     Her iki orduda cenge hazırlandı. Fakat Adiyan çayı piyadelerin geçmesine engel oluyordu . Mehmet Bey, atını çaya sürerek Sahip Ata Oğullarını üzerine yürümek istedi. Bir Türk, atının dizginlerini tuttu. Her iki taraftan hareket dalgaları beliriyordu. Her iki tarafında sinirleri ellerindeki yaylar gibi gergindi.

           Sahip Ata Oğlu Tacettin ve Hüseyin Bey, atını çaya sürdü. Mehmet Bey’în üzerine saldırdılar. Irmağın ortasında Mehmet Bey’de saldırıya geçti. Cenkleşme anında Sahip Ata’nın oğulları Tacettin ve Hüseyin Bey suya yuvarlandılar. Türkmenler üzerlerine saldırarak başlarını gövdelerinden ayırdılar. Bu kanlı sahneyi gören Sahip Ata Oğulları bozguna uğradılar.

Germiyan Oğulları böylece gölge gibi sahneden silindiler. Cimri orduları ile Afyon’a ilerledi. Afyon kalesini sardı ,muvaffak olamayınca muhasarayı kaldırıp Konya’ya geldi.İşte Altıntaş köyü 13 Mayıs 1276’da böyle hüzünlü bir çarpışmaya sahne olmuştur.

          Daha sonra Kanuni devrinde kasabanın adının Altıntaş olduğu ve Şeyh Hasan Vakfının Akşehir Tarihi kitabında 126 kişi olduğu belirtilmektedir.

 

 Milli Mücadele Devri  :

          Milli mücadelede Büyük Taarruzun yapılmasından 3-4 ay kadar öncesinde Altuntaş’a süvari birliklerinin bulunduğu, atlarını besledikleri ,eksikliklerini tamamladıkları ve Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü’nün burada süvari birliklerini teftiş ettiği kasabanın yaşlıları tarafından anlatılır.

2.ESKİ ESERLER

    a.   Devirler  : Kasabamızda kayda değer eski devirlerden kalma eser olmamakla beraber, kasabanın kuzey doğusundaki Altıntaş mevkiinde temel kalıntıları, kiler olarak kullanıldığı sanılan büyük ve basit kuyular mevcuttur.

    b.  Mimari Durum    : Kasabanın Altıntaş mevkiindeki kalıntıların hangi devire ve kimlere ait olduğu şimdiye kadar incelenmediğinden mimari durumu hakkında kesin bir bilgi edinilememiştir. 

3. COĞRAFİ DURUM

     Akşehir’in 12 km. doğusunda kurulmuş olan Altuntaş’ın doğusunda Gözpınarı, batısında Karahüyük, kuzeyinde Yazla, güneyinde ise Bozlağan, Gedil, Üçhüyük ve Yeşilköy ile komşudur. Jeolojik yapı bakımından düz bir arazi görünümüne sahiptir. Arazi fazla engebeli değildir. Kasabanın doğu ve güney yönlerindeki arazisi fazla kumludur. Bu bölgelerin 6 m. derinliğine inildiğinde kum ve çakıl taşlarına rastlanır. Böyle olunca da bu bölgenin toprağı verimli değildir. Batı ve kuzey yöndeki arazisi hem taban suyuyla hem de akarsular yardımıyla sulanmaktadır. Bu bölgedeki arazileri çok verimlidir.

 İklimi    : Altuntaş , iç Anadolu bölgesinin tipik kara iklimi özelliklerini taşır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinde ise genellikle yağmurlu geçer.

 Akarsuları  : Altuntaş Kasabası akarsu yönünden oldukça şanslıdır. Kasabanın içinden geçen Karabulut çayı da kasabanın kuzeyinden geçen Adiyan çayı birleşerek kasabaya hayat verirler. Birleşen bu çaylarda Akşehir gölüne dökülürler.

    Arazi Bölümü    :  Kasabanın arazisi ekilen, mera ve meyve dahil 35000 dekar dolayındadır.

 

  1. Tarla ve ziraat alanı: 32.000 dekar
  2. Meyve alanı            : 1.200 dekar
  3. Mera ve çayırlar     : 1.000 dekar
  4. Sebze alanı             :  750 dekar
  5. Bağ ziraat alanı       : 50 dekar 

 4.NÜFUS DURUMU

a. Yıllara göre nüfus artış durumu: Kasabının nüfus artışı son altı nüfus sayımına göre tesbit edilmiştir. Buna göre nüfus artış durumu aşağıdaki gibidir.

1970 yılı :2412 kişi                 1985 yılı : 3015 kişi

1975 yılı :2745 kişi                1990 yılı : 3278 kişi

1980 yılı :2576                       2000 yılı : 4286 

5. İDARİ DURUM

          Bugünkü kasabanın yerleşim yerinin adı Görnes (Gürnes)(Kürnas)’tir. Hangi tarihte Altıntaş mevkiinden gelinip şimdiki yerleşim alanına yerleşildiği kesin olarak bilinmemektedir.

          Gürnes 1965 yılına kadar köy olarak kalmıştır. Köyün eski adının Türkçe olmaması nedeniyle değiştirilmesi istenmiş köy ihtiyar heyeti de halkın eski köyün adı olan Altıntaş adını benimseyerek bu ismi almıştır. Altıntaş ismi kasaba olduktan sonra Kütahya ilinin Altıntaş ilçesi ile karıştırılmaması için bugünkü adı olan Altuntaş olarak değiştirilmiştir. 1967 yılında nüfusunun 2000’i geçmesi dolayısıyla kasaba olmuş ve belediye teşkilatına kavuşmuştur. Altuntaş kasabasında tek mahalle sistemi uygulanmıştır. Halen de tek mahalle gibi bir muhtarlıkla yönetilmektedir. Kasabanın bir caddesi vardır.Bu caddeye Akşehir caddesi adı verilmiştir. Kasabanın otuzun üzerinde sokağı vardır. Yeni imar planına göre de cadde ve sokakların en iyi şekilde olması sağlanmaktadır.Mahalle, cadde ve sokaklar yeniden numarataj çalışması yapılarak isimler konulmuş , yeni yapılanma oluşturulmuştur.

 

6. EĞİTİM DURUMU

a. Cumhuriyet Öncesi Kültür ve Sanat

           Altuntaş kasabasının kültürü cumhuriyetten öncesine dayanır. Çünkü Altuntaş’ta okulun açılmasıyla burada yaşayan erkeklerin büyük bir kısmı eğitim-öğretim görmüşlerdir. 1909 yılından evvel ise köyde okul olmadığı ve okumak isteyenler Akşehir’e giderek orada öğrenim görmüşlerdir. Edinilen bilgilere göre bu kişilere halkın büyük saygısı olduğu ve hoca diye hitap ettikleri bilinmektedir. Cumhuriyetten önce kasabada el sanatlarının gelişmiş olduğu söylenmektedir. Çünkü eski yerleşim yeri olan Altıntaş’tan gelen köylülere mutaf köylü denirmiş. Bunun sebebi köyde kilim, heybe,palaz, geri (saman taşımak için ), şalvar dokumalarından ileri gelmektedir. Yine o dönemde köyde bulgur sürtme işleri, yağ çıkarma ve helvacılık yapıldığı anlatılmaktadır. Yapılan bu işleri genlikle Rumların yaptıkları söylenmektedir. Eski evlerde ,yıkılan eski camide görüldüğü gibi ağaç oyma işlerinin yapıldığı görülmüştür. Eski cami ve eski belediye binasının olduğu yerlerde toprak işlerime ve tekstilcilik yapıldığı söylenir.

 b. Cumhuriyet Döneminde Kültür ve Sanat

Cumhuriyetten önce açılan okul (1909) , cumhuriyet döneminde de varlığını sürdürmüştür. Latin harfleri ile öğretime geçilince, köyde kültür hareketleri daha da artmıştır. Köydeki erkeklerin hemen hemen tamamı okuma yazma öğrenmiştir. Kadınlarda ise aynı durumu göremiyoruz. 1970’li yıllardan sonra kasabanın okumaya daha fazla ilgi göstermesi ile hemen hemen okuma yazma sorunu çözülmüştür. İlkokulu bitiren öğrenciler ,1930’lu yıllardan sonra orta, lise ve yüksek öğretime gitmeye başlamışlardır. Kasabada 1975 yılında orta okulun açılması ile birlikte eğitim ve kültür durumu biraz daha yükselmiştir. İlkokuldan mezun olan öğrencilerin yarıya yakını orta öğretime devam etmiştir. Cumhuriyetten önce varolan, dokumacılık ve oymacılık sanatlarının bu dönemde yok olduğu görülmüştür. Bunun yerine kasabada demircilik ve marangozluk sanatlarının geliştiği gözlenir. 1945’li yıllarda toprak işlerinden künk yapıldığı , böylece kasabaya içme suyunun getirildiği sonrada bu işin bırakıldığı anlatılır.

c.Cumhuriyetten Bu Yana İlköğretim

       Cumhuriyetten önce kurulan ilkokul (1909) cumhuriyet döneminde de devam etmiştir.1970’li yıllara kadar erkeklerin tamamı kadınların ise bir kısmı ilkokulu bitirmiştir. 1970’ten sonraki yıllarda ise çocukların tamamı okula gönderilmiştir. Bu güne kadar kasabada dört defa okul binası yapılmıştır. Okul köyde ilk defa 1909 yılında eski belediye binasının yerinde köylüler tarafından yaptırılan binada hizmete girmiştir. Önceleri altı yıl olarak açılan bu ilkokul sonra üç yıllığa sonra beş yıllığa tekrar üç yıllığa düşmüştür. Mezunlarının bazıları Reis kasabasında üç yıllıktan sonrasını devam ederek beş yılı tamamlamışlardır. Daha sonrada eğitim-öğretim beş yıllığa dönüştürülerek günümüze kadar gelmiştir.

       Köydeki ilk yapılan okulun yerine 1926 yılında (şimdiki okulun önüne ) yeniden bir okul daha yapılmıştır. Bu okul ta 1945 yılına kadar hizmet vermiş ve yıpranarak kullanılamaz hale gelmiştir. 1945 yılında iki binadan oluşan lojmanlı okul yapılmıştır. Nüfusun artmasıyla bu okulda yetersiz kalınca 1970 yılında şimdiki 12 derslikli ve iki katlı okul yapılmıştır. Halen bu okulda eğitim öğretime devam edilmektedir.

 Eski Eserler ve Tarihçesi

      Kasabada medrese, türbe, saray, han hamam gibi eski eserlere rastlanmamıştır.    Kasaba Kültürüne Hizmet Edenler

      Kasabada cumhuriyet öncesi kültür gelişimine daha çok hocaların emeği geçmiştir. Bilal Hoca adındaki kişinin köylülerin okum-yazma öğrenimine büyük katkısı olmuş, saygıyla anılan bir kişidir. Cumhuriyet sonrasının ilk zamanlarında Bitsi (Adının Mustafa olması mümkün) adıyla anılan eğitmen köye yeni yazıyı öğreten ve okutan ilk devlet görevlisi olmuştur. Bu zamanlarda muhtarlık görevini yürüten ‘Potuğun Osman’ adıyla anılan Osman Arkın ve Sefer Dündar, Altuntaş’ın kültürüne ve gelişimine katkıda bulunmuş büyüklerdendir.  

   Kasabada Halk Eğitimi

  1. a.       Halk Dershaneleri : Yeni yazının kabulü ile halkın eski yazıdan yeni yazıya geçişi ve yeni yazıyı öğrenmeleri için 1929 yılında ilkokul bünyesinde Halk Dershaneleri açılmıştır. İki yıl devam eden bu dershanelere kadın erkek tüm köylü katılmıştır. 1945 yılında gece okulları açılmış, okuma yazma öğrenenlere diplomaları verilmiştir. 1973 yılında yine gece kursları açılmış bu kursta okuma yazmanın yanında genel kültüre de yer verilmiştir.
  2. b.       Eğitim Odaları :Köyde eğitim odaları açmak için bir çok teşebbüs edilmiş fakat bunda başarılı olunamamıştır. Kütüphane içinde girişimler başarısız kalmıştır.
  3. c.       Sanat Kursları  : Köyde ilk kurs 1955 yılında ilkokul binasında demircilik ve marangozluk kursu ile başlamıştır. Bu kurslar iki yıl sürmüş ve 15 kişi meslek sahibi olmuştur. Bu kurslar Sanat Enstitüsü mezunları tarafından verilmiştir. Kurslarda meslek sahibi olanlar halen mesleklerini sürdürmektedirler.

Köyde ilki 1958 yılında olmak üzere 1972, 1973, 1974, 1975. 1979 ve 1980 yıllarında ağırlıklı olarak biçki dikiş nakış kursları açılmıştır. Bu kurslar günümüzde ise Halk Eğitim Merkezi tarafından verilmeye devam etmektedir. Köyde 1988 yılında ise konservecilik kursu açılmış ilk yıl konserve şişeleri ücretsiz dağıtılmış, böylece halk konserveciliğe teşvik edilmiştir. Diğer yıllarda da konserve yapımı sürmüş hala devam etmektedir.

  1. d.       El Sanatları  : Köyde el sanatları çok eskilere dayanır. Köye yerleşen ilk köylüler dokumacılıkla geçinmelerine rağmen cumhuriyet döneminde dokumacılık bırakılmıştır. Bir ara köyde küçük çapta halı tezgahları kurulmuş fakat geliştirilmeden bırakılmıştır.             

  6. SOSYAL DURUM

           Kasabanın Afyon-Konya karayolu üzerinde olması ilçe ile sıkı ilişkide bulunması ve arazisinin verimli olması nedeniyle toplum hayatı gelişmiş düzeydedir. Ailede anne, baba, gelin, damat çoğu kez bir arada bulunmaktadır.Aileler arasında geleneklere bağlı olarak komşuluk ve akrabalık ilişkileri en iyi şekilde devam ettirilmektedir. Sevinçli ve üzüntülü günlerde köy halkının büyük bir çoğunluğu bir bütün oluşturmaktadır. Köyde kan davası gibi üzücü ve kötü davranışlar yoktur.

           Köy halkı önemli düğün ve bayram günlerinde çeşitli yemekler yaparlar. Kaymak baklavası köyün en önemli tatlısıdır. Kızartılmış ekmek, kaymak ve şerbetten oluşan bir tatlıdır. Çok ince açılan yufkalar soğumaya bırakılır. Aynı miktar ve büyüklükteki bir tepside ikinci birkaç katlı yufka kızartılır. Yine bu yufkalarda soğumaya bırakılır. İçinde kızarmış yufkalar bulunan tepsilerden birinin üzerine kaymak döşenir. Kaymağın üzerine ikinci tepsideki kızartılmış ekmekler kapatılır.Önceden hazırlanmış şerbet tepsiye bolca dökülerek hazırlanan kaymak baklavası konuklara ikram edilir.

a.Kasabada Önemli Günler

1. Yağmur Duası : Köyde yağmurların az yağdığı ve yağmadığı yıllarda tüm köy halkı yağmur duasına çıkar. Bu duadan önce taş okuma ve yiyecek toplama gibi hazırlıklar yapılır. Köylüler önceden belirlenen alanda köyün koyunu, kuzusu, sığırı gibi hayvanlar toplanır.Alanda dua edilir, yenilir ve içilir. Alanda toplanan hayvanlar karıştırılır. Önceden okunan taşlar kuyuya ve su bulunan yere konur. Köydeki tüm dargınlar barıştırılır. Duadan sonra yağışlar afet şekline dönüşmemesi için önceden okunarak suya konan taşlar, at başı iskeleti dua okunarak yerinden çıkarılır.

2. Hıdrellez : Kasabanın en güzel geleneklerinden biriside hıdrellezdir. Hıdrellez günü köydeki tüm erkek ve kızlar (gençler), baharın tadını çıkarmak için kırlarda eğlenirler.

3. At Yarışları  : Kasabada ata olan ilgi çok eskilere dayanır. Bu ilgi önceleri cirit atma ile başlamıştır. Daha sonraları ise düğünlerde yapılan at yarışları şekline dönüşmüştür.At yarışları kasabada ve çevrede büyük ilgi görmüştür.

4. Efsaneler ve İçeriği  : Konya’dan yola çıkan bir pehlivan Altuntaş kasabasında ‘Baba Ahmet’ adında pehlivanla görüşmeye gelmiş. O zamanlar şehir yolu şimdiki deveci yolu denilen yolmuş. Pehlivan deveci yolundan gelirken sabah çift süren bir çiftçi görmüş. Pehlivan ona doğru yaklaşmış ve yanına gelmiş. Ahmet pehlivan da öküzleriyle hem tarla sürüyor hem de buğday ekiyormuş. Misafiri görünce öküzlerini torbalamış. Misafir pehlivan Ahmet pehlivana Altuntaş neresi diye sormuş.Bir yandan da elini baba Ahmet pehlivanın tohum torbasına sokmuş, bir avuç buğday alıp buğdayı avucunda sıkarak un haline getirmiş. Misafir pehlivan Altuntaş da Ahmet isminde bir pehlivan varmış, onu arıyorum demiş. Baba Ahmet pehlivanda ayağa kalkarak sabandan yapışıp öküzlerle birlikte havaya kaldırır; -İşte şu gördüğün ye Altuntaş’dır. ve güreşeceğin pehlivan da benim- der.

5. Dini ve Milli Bayramlarda Gelenekler  : Dini bayramlarda kasabanın dışında olan tüm köylü bir araya gelir. Bayram namazı sonrası evlere gidilir. Anne, baba gibi yakın akrabalarla bayramlaşıldıktan sonra, misafir odalarında verilen yemekten yemek için kasabanın erkekleri odalarda toplanır. Misafir odalarında yenen yemekten sonra bayramlaşmalar olur. Bu bayramlaşmalarda küçükler büyüklerin ellerini öperler. Dargınlar barışır. Küçüklere el öpme karşılığı para ve şeker verilir. Kasabanın genç erkekleri cadde ve sokaklarda gezerek gördükleriyle bayramlaşırlar. Genç kızlar ise bir arda toplanarak düğünlerdekine benzer şekilde eğlenirler.

  Milli bayramlarda okulların düzenlediği törenleri izlemek için kadın erkek tüm kasabalı bayram alanına gelir. Kasabanın evleri ve işyerleri bayraklarla süslenir.

6. Bilmeceler  : Çın çınlı hamam, kubbesi tamam bir gelin aldım babası imam (saat)

Bir dalda beş yemiş , birbirine değmemiş, ikisi gün görmüş, üçü görmemiş (namaz)

Sivas’ta aldım küpe bağladım uzun ipe (çuvaldız)

7.Dilek ve İlençler : Hayırlı, uğurlu, kademli olsun.

Allah cennet kapısını göstersin.

Ömrün uzun olsun.

Allah iyi kapılar versin.

Teneşir gelesice

Eline ayağına zeval gelsin

Karaltısı kakasıca

Ocağı yanasıca

Gözü kör olası

İnşallah ölün gömülsün, sonun silinsin

8. Tekerlemeler  :

  Yazı yazdım yaz idi kalemim kiraz idi . Ayıplama sevdiğim mürekkebim az idi.

  Leblebi koydum tasa, doldurdum basa basa. Benim yarim çok güzel, azıcık boydan kısa

9. Nişan Gelenekleri  : Erkek ve kız evlenecek yaşa geldikleri zaman nişanlanır. Önce erkek kızı görür. Annesine kızı beğendiğini söyler. Annesi de kız evine bu akşam size geleceğiz diye haber verilir. Razı olurlarsa oğlan evi kız evine gider. Konuşmalardan sonra kızı oğlana isterler. Eğer kız evi münasip görürse, kızlarını vermeyi kabul ederler. Üç gün sonra köyün imamını alarak tekrar kız evine giderler , söz keserler. Oğlan evi gelin kıza para ve altın takar. Ertesi günü oğlan evinde yemek ziyafeti verilir, kız evine de gönderilir. Bir ay sonra kız evi yemek hazırlar Oğlan evi akrabalarıyla birlikte giyinirler. Misafirlerin ellerini öperler. Gelin kız kıbleye karşı durur. Hısım akraba çember, altın, küpe, saat hediye ederi Sonrada kız evi güveyi görmeye gider. Ellerinde gelin baklavası(saç arası)damada, annesine, babasına bohça götürülür. Damada tüzük takarlar. Yemek verilir ve herkes evine dağılır. Ertesi gün gelin kızı akrabaları, Akşehir’e Gelinkız Hamamına götürürler. Hamamda şarkılı türkülü gelin kızın eline, ayağına ve başına kına yakarlar. Öğleyin de etli ekmek yenir ve kasabaya dönülür.

 

10.Düğün Gelenekleri   :  Düğün başlamadan önce oğlan evi kız evine giderek, elbise alınacak elbiselikler tespit edilir. Elbise alınacak gün kararlaştırılır. Elbiselik alındıktan sonra kız evi birkaç kadınla oğlan evine giderek, elbise biçimi yaparlar.Daha sonra oğlan evinden yirmi kadar kadın kız evine gelerek kızın eline kına yakarlar. Böylece baş bozma yapılmış olur.

Düğün günü belirlenir. Düğün başladığı gün oğlan evi birkaç sofra yemek yedirir. Bu yemeğe ‘Yağ Bağrı’ denir. Yemek yeme sırasında da önceden getirilen davulcular davul çalmaya başlarlar. Davul eşliğinde oğlan evindeki çeyizlerin gelin çıkmadan bir saat önce davul eşliğinde kız evindeki eşyalar oğlan evine getirilir. Pazar günü gelin çıkarılır. Gelin çıkarma sırasında kız evinin önünde toplanan halka oğlan evi tarafından şeker atılır. Kasabada düğünler genellikle Cuma başlayıp ,Pazar günü sona erer.

11.Kasabada Söylenen Türküler

Gide gide gitmez oldu dizlerim.

Öksüzlükten görmez oldu gözlerim

El oğluna geçmez oldu sözlerim

 

Yüksek minarede kandiller yanar

Kandilin şavkına bülbüller konar

İnsan sevdiğine böyle mi yanar?

12. Oynanan Oyunlar : Saklambaç, körebe, fotak, bacakarası, birdir bir sek sek, yakan top, dokuz değnek, met atma gibi oyunlar oynanır.

13. Asker Uğurlama : Askere gidecekler için hısım akraba evde toplanır. Bunlara yemek ziyafeti verilir. Askere gidileceği günden bir gün önce kasabanın belediye binası önünde toplanılır. Kasaba imamı burada dua eder. Asker adayı buradakilerle vedalaşır.

14.Gençlik ve Spor  : İlk defa sportif faaliyetler yalnızca orta öğretime giden gençler arasında yapılırken, spor kulübünün kurulmasında sonra tüm gençler arasında yapılmaya başlanmıştır.(1973)

Kasabada spor çalışmaları çok eskiye dayanır. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar köyde cirit sporu yapılırdı. Bu spor sonraları yerini at yarışları ve güreşe bırakmıştır. Bunun yanında amatör olarak avcılık yapılır. 1973 yılında kurulan Altuntaşspor kulübü derneği olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Şu anda Altuntaşspor futbol takımı ikinci amatör kümede mücadelesini sürdürmektedir. Kulübün geliri lokal düzeydedir, belediyenin desteğiyle faaliyetlerine devam etmektedir. Yapılan bazı turnuvalarda başarılı olmuş ve kupalar almıştır. Kasaba halkı spora karşı devamlı ilgi duymuş, yapılan müsabakalarda hep takımının yanında olmuştur. Spor müsabakaları bir bayram havası içinde geçmektedir.

 8. TURİZM

 Altuntaş kasabası; Konya-Afyon-İzmir kara yolu üzerinde Akşehir ovasında düz bir alana kurulmuştur. Ormanı yoktur ancak Adiyan çayının bir kolu kasabayı ikiye böler. Diğer kolu ise kasabanın 4 km. kuzeyinden akar. Bu çayların kenarlarında kavak ve söğüt ağaçları bir şerit gibi uzanır. Son yıllarda sebze ve meyveciliğe önem verilmekte ve bu nedenle meyve ağaçlarıyla ağaçlandırılmaktadır. İlkbaharda çay kenarları dinlenme yeri olarak kullanılır.Bunun dışında çok fazla mesire yeri yoktur. Kasaba verimli topraklar üzerinde kurulmuş olduğundan daha ziyade tarıma dayalı bir ekonomisi vardır. Kasabanın diğer köy ve kasabalarla , ilçe ve illerle ulaşım imkanları oldukça kolaydır. Konya- İzmir karayolu üzerinde olması imkanları daha elverişli hale getirmiştir. İlçeye uzaklığı 10 km. İle uzaklığı 120 km ’dir. Kasaba sade görünüm içindedir. Yeni imar planına uygun açılan yollar ve geçitler daha da güzel bir görünüm verecektir. İlkbaharda bütün tarla ve bahçelerin yeşilliğe bürünmesiyle hoş vakit geçirecek yerler bulmak kolaylaşır.

          Kasabada hastane görünümlü bir sağlık ocağı bulunmaktadır ancak sürekli bir doktoru ne yazık ki yoktur.

 

9. EKONOMİ ve SOSYAL HAYAT 

        1970 öncesi hayvan ve insan gücüne dayalı temel uğraşısı tarım olup ekonomisinde önemli geliri pancar, tarla bitkileri (buğday, arpa) sanayi ürünü olarak haşhaş görülmektedir. Son yıllarda özellikle 1970 sonrası tarım sektöründe hızla yaşanan değişim kasabamızı da etkilemiş olup traktörle başlayan hızla makineleşme yaşanmıştır.

         Tarımda makineleşmeye geçildikten sonra insan gücüne olan ihtiyaç azalmıştır.Teknolojik imkanlar çoğalmış ve daha fazla verim elde edilmeye başlanmıştır.Ancak kasabamızın ekonomisinde önemli bir yere sahip olan pancar ve haşhaş üretimine getirilen  kota uygulamaları çiftçiyi olumsuz yönde etkilemiştir ve kasabamızdan büyük şehirlere göçler başlamıştır.

          Daha önceleri et ve süt verimi düşük mera hayvancılığı yapılırken ithal hayvanlar alınarak besi hayvancılığına geçilmiştir. Bu süreçte kurulan Süt Kooperatifinin de etkisi çok büyük olmuştur.Kasabamızın yaklaşık yüzde ellisinin geçimini hayvancılık oluşturmaktadır.Bugün kasabamızın günlük süt üretimi 10 tondur.

        Tarım ve hayvancılığın yanında sondajcılık da kasabamızın önemli geçim kaynaklarındandır. bu işle uğraşanların çoğunluğu sondör ehliyeti almaya başlamıştır. Böylece bu iş daha bilinçli yapılmaya başlanmıştır ve çok sayıda olan sondaj makineleriyle kasaba halkı Türkiye’nin çeşitli yerlerinde su arama çalışmalarını yapmaktadırlar.  

        Sonuç itibariyle Kasabamız tüm gelişmelere karşın ekonomide yaşanan olumsuzluklardan etkilenmiş, 1990 yılında itibaren yoğun göç vermiştir.

        Ülkemizin çeşitli yerlerinde başarılı iş adamlarımız bulunmaktadır. Kasaba dışında yaşayan iş adamlarımız ayrıca tanıtılacaktır. 

Editör 

Ömer Osman AYAZ

 Kaynak  : 1 Akşehir Tarihi

                 2 Sultan Dağları Eteklerinde

                 3 Kasabanın Yaşlıları